3 Şubat 2020 Pazartesi

Asosyallikten Sosyalliğe Geçiş ve The Beatles'ın Etkisi


Dövmeci Bölüm 7



ASOSYALLİKTEN SOSYALLİĞE GEÇİŞ

Lâçin’le dershanede tanışmıştık. O sırada ben dershane kantininde ağzımda yeni başladığım sigaram, elimde kalemim, defterime karanlık temalı bir şeyler çiziyordum. Laçin yanıma geldi ve çizimlerimle ilgilendi. Bir müzik gruplarının olduğunu ve trash metal çaldıklarını söylediğinde şaşırdım. Çünkü tarzı hiç de öyle görünmüyordu. En azından Akmar Pasajı’nda gördüğüm tiplere benzemiyordu. Bana grubu Dimensions’dan, kaydetmek istedikleri demodan ve çizimlerimi de demoda kullanabileceklerinden bahsetti.




Ben o zaman daha gitar çalmıyordum. Hatta bir elektrogitara elim bile değmemişti. Zaten o yıllarda Türkiye’de doğru düzgün gitar da bulamazdınız. Hatta hatırlıyorum, bir gün tüneldeki bir müzik mağazasının vitrininde iki tane elektrogitar görmüştüm de markalarının Fender olduğuna inanamamıştım. O zaman birisi çıkıp da bana ileride kendim için dünyanın en önde gelen gitar yapımcılarından birine, cilasının altında adımın yazdığı, yıllanmış sekoya ağacından bir elektrogitar yaptıracağımı söylese acaba ne derdim?




Dokunduğum ilk elektrogitar Lâçin’indi. Kötünün iyisi, pembe bir Maison. Ama esas beni etkileyen gitarın görüntüsü değil sesiydi. Meğer gitarın sesinin o şekilde çıkmasını sağlayan şey, adına distortion denilen ve ayakla komuta edilen küçücük bir cihazmış. Lâçin gitarıyla bana Pentagram’ın Powerstage parçasını çaldı ve kendi grubunun ismini de bir Pentagram parçası olan Dimensions Of Death’ten aldığını söyledi.

Ne ilginç bir tesadüftür ki Lâçin de ailesi ile benim annemle yaşadığım evin iki üst sokağında oturuyordu. Annem zaman içerisinde bu durumdan pek hoşlanmayacaktı. Çünkü o günden itibaren Lâçin ile çok yakın dost olduk.

Ona kanımın kaynamasına sebep olan şeylerden biri de, ortak zevklerimizden bir tanesinin Beatles olmasıydı. Hem trash metal hem Beatles.



THE BEATLES'IN ETKİSİ


“İlk dinlediğin parça Obladi Oblada’ydı” derdi annem. Evimizde Dual marka bir pikap vardı. O pikap ilk başlarda yerde duruyormuş. Ben de bebekken ne zaman bizimkiler Beatles’ın o meşhur toplama albümü olan Blue Album’ü koysalar, sıra Obladi Oblada’ya geldiğinde emekleye emekleye pikaba doğru gidermişim. Sonra plakları çizmeyeyim diye o pikabı daha yüksek bir yere koydular.

Bazı gruplar vardır ki o grupları beğenmek veya beğenmemek gibi ayrımlardan ayrı tutmak gerekir.

İşte Beatles da benim için aynen böyle bir gruptur. 

Bana göre, Paul McCartney 16.yy da yaşamış olsa, bugün ismi Mozart’larla, Beethoven’larla anılacak kadar üst düzey bir müzisyendir. Yeteneğini popüler kültür için kullanması, bence son derece dikkate alınması gereken bir unsur.

John Lennon, rock n’ roll ruhunun asiliğini en doğal şekliyle temsil ederken, protest yanıyla da kariyerinin her evresinde sisteme karşı olan tavrını, hem zekice hem de cesurca belirtmiştir.

Ringo Starr… Allah her gruba onun kadar enstrümanını sadece grubun müziği için çalan, kendini bulunduğu ekibe ait hisseden bir müzisyen nasip eylesin. John Lennon, solo kariyerindeki davulcusuna “Artizlik yapma, Ringo gibi çal” dermiş.

George Harrison… Mülayimlik, mütevazılık, bilgelik ve egolardan arınmışlık timsali mübarek.

Bence Beatles ne bir rock n’ roll ne de bir pop grubu. Her iki tanımlama da onların müzik tarihinde var ettikleri nadideliği tarif etmeye yetemez.

Yine de 15 yaşımdaki metalcilik dönemim boyunca, yeterince sert görünebilmek için, Beatles dinlediğimi tüm metalci arkadaşlarımdan saklamıştım.














Hiç yorum yok:

Yorum Gönder