Dövmeci Bölüm 11
Şimdilerde kullandığım her yöntemi ve imkânı, o günlerdekilerle kıyasladığımda, yeni nesil meslektaşlarımı kıskanmamam çok zor.
Dövme yapmaya başladığım ilk yıllarda kâğıttaki deseni
vücuda geçirecek bir aktarma yöntemi bilmediğimden, çizimleri doğaçlama bir
şekilde, direkt bedenime dövme olarak yapıyordum.
Kâğıt üzerindeki bir
deseni vücuda aktarım işlemini keşfettiğimde, elde imkân olarak normal karbon kâğıdı
ve koltukaltı roll on’undan başka bir
şey yoktu.
Fotokopisi çekilmiş deseni karbon kâğıdının üzerine koyar, kalemle
ana çizgilerin üzerinden geçerdik ve bunu koltuk altı roll on’u sürülmüş deriye değdirdiğimizde de çizgiler vücuda
çıkardı.
Koltuk altı roll on’u
pudrasız olmalıydı. Yoksa çizgiler vücuda geçmezdi. Tabii o zamanlar bu gizli bir
bilgiydi.
Karbon kâğıdındaki
boyanın vücuttaki tutunuşu o kadar kötüydü ki dövme yaparken parmaklarınızın
değdiği çizgiler, mütemadiyen silinirdi. Neyse ki karbon kâğıdının yerini bir
süre sonra aynı formatta ama dövmecilik için özel üretilmiş özel boyalı kâğıtlar
aldı. Bu boya deriden zor çıkıyor.
Hala o günlerden kalan
travmanın etkisiyle, dövme yaparken parmaklarım aktarım çizgilerine değmesin
diye fuzuli bir gayret içerisindeyim ve bugün bile dövmenin kendisini yaparken,
desenin vücuda aktarımı sırasında yaşadığım stresin yarısını bile yaşamıyorum.
İzlemesi 1 dakika, yapması 36 saat
Manuel
yöntemle aktarım kâğıdına çizim yapmak, bazı detaylı çizimler söz konusu
olduğunda iki gün bile sürebilirdi. Günümüzde bu iş için üretilmiş minik yazıcılar
sayesinde, en karmaşık çizimler bile saniyeler içerisinde aktarıma hazır hale
geliyor.
Bu tasarımın aktarım kağıdını tamamen manuel yöntemle, iki güne yayarak tamamladığımı hatırlıyorum.
O günlerden kalma manuel
olarak hazırladığım birkaç aktarım kâğıdını, bugün ibret olsun diye halen
saklarım.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder